Depresyon Nedir?
En az 2 hafta boyunca süren, günün büyük bölümünde, neredeyse her gün üzgün, boş, umutsuz hissetme, ilgi ve zevk kaybı, iştah azalması veya artması, uyku azalması veya artması, enerji azalması, yorgunluk, suçluluk ve değersizlik düşünceleri, konsantrasyon kaybı, intihar eğilim veya ölüm düşünceleri gibi belirtilerin olması durumudur. İşlev kaybı vardır. Kişi işe gitmekte zorlanabilir veya gitmeyebilir. Günlük faaliyetlerinde azalma vardır veya evden çıkmak istemez bazen sürekli uyumak ister.
Major Depresyon için alarm olabilecek belirtilerden birisi de kişide yaşam isteğinin azalması veya intihar düşünceleridir. İntiharların önemli bir kısmı depresyon nedeniyle olmaktadır. O nedenle bu belirtilerin ortaya çıkması, bir psikiyatrist tarafından değerlendirilmeyi hak etmektedir.
Majör depresyon Dünya’da yılda 300 milyonu aşkın insanı etkileyen önemli bir problemdir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Tüm hastalıklar içerisinde hastalık yükü sıralamasında 3. Sıradadır ve 2030 yılında 1. Sırada olacağı düşünülmektedir.
Depresyonun sebebi olabilecek bir çok sebep ortaya konulmuştur. Tek bir sebepten ziyade çoklu sebep aramak daha doğru olur. (1)
- Genetik Faktörler
- Biyolojik Sebepler (beyinde ve immün sistemde, farklı nedenlerle moleküler düzeyde olan değişiklikler)
- Mizaç ve kişilik yapısı
- Sosyal ve psikolojik sebepler
Kronik stres birçok nöropsikiyatrik bozukluğun patofizyolojisinde önemli bir risk faktörüdür. Dahası, kronik stres koşulları hem insanlarda hem de hayvan modellerinde nöro inflamasyon ve inflamatuar yanıtları destekleyebilir.
Sadece tedavi odaklı yaklaşım bunu engelleyebilir mi?
Tıpta tedavi edici yaklaşımın merkezde bulunması kapitalist ekonomi modeline aittir. Bu sağlığın ticari bir meta olarak düşünülmesi ile ilgilidir. Koruyucu yaklaşımların gelişimi risk faktörlerine odaklanarak yapılır. Bir yerde sıtma artıyorsa, sıtma olan kişilerin tedavisini yaparak sıtma önlenemez. Sivri sineklerin yayılımını durdurmanız, bataklıkları kurutmanız gerekmektedir.
Kapitalizm, her geçen gün köşeye sıkışmakta ve bu köşeye sıkışmışlığı aşmak için savaşlara, emeği ucuzlatmaya, şiddete daha fazla ihtiyaç duymaktadır.
Her savaş yoksulluğun artması, yeni travmalar, kadınlara tecavüzler, çocukların gelişimin bozulması ve şiddet demektir.
Kâr oranlarını artırmanın yolu ise daha ucuz iş gücü veya daha çok çalışan işçiler demek anlamına gelmektedir. Ya da daha fazla işsizlik anlamına gelir. Depresyonu artıran risk faktörlerine baktığımızda önemli bir kısmı azaltılabilir hatta ortadan kaldırılabilir sebeplerdir.
Major depresyon gelişimine neden olabilecek sosyal risk faktörleri nelerdir?
Genetik sebepler tek başına etken değildir. Sosyal ve psikolojik etkenler çoğu zaman tetikleyici olabilir. Bu nedenle risk faktörlerinin bilinmesi ve bunlara müdahaleler ilk defa gelişebilecek depresyon atağını önleyebildiği gibi, tedavi edilmiş bir depresyondan sonra tekrarlamayı önleyebilir.
Riski Artıran faktörler
- Düşük ekonomik geliri olanlar
- Kadınlar
- Düşük eğitim seviyesi
- Yalnızlık
- Sosyal desteğin az olması
- Sedanter yaşam
- Uyku sorunları
- Stresli yaşam olayları ve travmatik yaşantılar
- İşsizlik
- Ek hastalığın varlığı
- Beslenme şekli ve diyet, obezite
- Psikiyatrik hastalık geçmişi, anksiyete, depresyon yaşamış olmak
- Çocukluk çağında tedavi edilmeyen depresyon
- Çocukluk dönemi olumsuz yaşam olayları
- Ebeveynlerde depresyonun varlığı
Düşük Ekonomik Gelir ve Eşitsizlik Depresyon Riskini Artırır.
Yapılan araştırmaların neredeyse tamamında , düşük ekonomik gelir, eşitsizlik ve depresyon arasında yakın ilişki bulunmuştur. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde depresyon yaygınlığında artış da bunu desteklemektedir.
Bununla birlikte, uzun çalışma süreleri sosyal olamamayı da beraberinde getirmektedir. Yorgunluk, tükenmişlik gibi sorunlar artmakta ve tedavi edilmesi gereken mental bir sorun haline gelmektedir.
İşsizlik de bunların yanında önemli bir risk faktörü olarak durmaktadır. Bu nedenle çalışma saatlerinin ve ekonomik gelirin, hem geçinmeyi hem de sosyal olabilmeyi sağlayabilmesi depresyondan koruyucudur.
Bireysel baş etme yöntemleri yanında sosyal müdahaleler depresyondan koruyucudur.
Kadınlarda Depresyon Erkeklere Göre 2 Kat Daha Fazladır. Neden?
Dünya’nın her yerinde yapılan çalışmalar, kadınlarda depresyonun erkeklere göre 2 kat daha fazla olduğunu göstermektedir.
Bunun için bir çok sebep sunulmuştur.:Hormonal değişimler, gebelik, sosyal konum, şiddet, cinsel taciz,
Bu konuyu ayrıca işleyeceğim.
Depresyondan Nasıl korunabiliriz?
Toplumsal müdahaleler önemlidir. Bireysel olarak da yapılacaklar vardır. Ama bunları yapmak için zamanı ve bu zamanda kullanacağı geliri olmayanlar için bir çok öneri eksik kalmaktadır. Yine de yapılacakları gözden geçirmek ve mümkün olduğunca bunlara odaklanmak önemlidir.
Toplumsal Düzeyde Yapılması gerekenler
- Çalışma saatleri düşürülmeli.
- İşsizlik için tedbirler alınmalı
- Bireyselleşme değil, toplumsallaşma desteklenmeli
- Yaşamı sürdürmek için yeterli gelirin sağlanması ve eşitliğin sağlanmalı
- Kadınların yaşam alanlarının düzeltilmesi
- Hastalık bakım ve tedavisinin ulaşılabilir olması
Bireysel Olarak Yapılabilecekler
Uyku problemlerinin Düzeltilmesi
Belirli saatler aralığında, düzenli olarak ve belli süre uyku depresif belirtilerin gelişmesini ve depresyon var ise düzelmesine katkı sağlamaktadır. Uykunun bir ritmi vardır. Ve bu biyolojik ritm bozulduğunda düzeltmek önemlidir. Yetişkin bir kişi için ortalama 6-8 saat düzenli uyku önemlidir. Eğer uykuya dalmakta sorun varsa, uykudan sık sık uyanma, veya erken uyanma gibi sorunlar var ve düzeltilemiyorsa muhakkak bir psikiyatristten yardım almak gerekir. Uykuyu düzenlemede, bazı ilaçlar, uyku hijyen yöntemleri, bazı terapi yöntemleri işe yaramaktadır.
Fiziksel Aktivite
Fiziksel aktivite azaldıkça depresyon oranı artmaktadır.
Haftada 2.5 saat süre ile yapılan tempolu yürüyüş veya buna eş değer sportif aktiviteler depresyon riskini %25 azaltmaktadır. (4)
Peki depresyondan korunmada ve tedavide en çok hangi sportif faaliyetler işe yarar;(5)
- Tempolu yürüyüş
- Koşma
- Kuvvet antremanı
- Yoga
- Dans
Diyet
Çeşitli besinler farklı anti-inflamatuar özelliklere sahip olabilir; buna karşılık, rafine nişasta, şeker ve doymuş yağ oranı yüksek, lif ve omega-3 yağ asitleri oranı düşük olanlar gibi birçok proinflamatuar gıda vardır. Bunlar, MDD riskini artırarak inflamasyonun ortaya çıkmasını teşvik edebilir.(2)
Depresif bozuklukla ilişkili diyet ve beslenme sorunları üzerine yapılan çalışmalar, özellikle 21. yüzyılın başından bu yana, kardiyovasküler hastalıklar ve felç gibi diğer yaşam tarzı hastalıklarına benzer şekilde, depresif bozukluğun beslenme alışkanlıkları ve beslenme durumuyla güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. 10 Modern toplumda en az iki beslenme sorunu vardır: birincisi, tokluk çağında aşırı enerji alımı ve ikincisi, gıda ürünlerinin ve alımının “Batılılaşması” nedeniyle oluşan beslenme dengesizliğidir; çünkü gıdalar, doğal içeriklerden lezzetli gıdalara ticarileştirme sürecinde mikro besinleri ve polifenolleri kaybetme eğilimindedir. Her iki sorunun da aşağıda açıklandığı gibi depresyonla ilişkili olduğu öne sürülmüştür.
Yüksek enerjili, gıdalar obeziteyi artırabildiği gibi depresyon gelişimine de katkıda bulunmaktadır. Bunun sadece bir diyet değil, yaşam tarzıyla da ilişkili olduğunu söylemek gerekir.
Bunun tersine, meyve, sebze, balık, balık, zeytin yağından zengin Akdeniz tarzı beslenmenin depresif şikayetleri azalttığı veya gelişimini azalttığı bilinmektedir. (6)
Günlük düzenli 3 öğün yiyen kişilerin, düzensiz, kahvaltısız veya geç ve saatlerde yiyenlere göre daha az depresif duygudurum yaşadığı gösterilmiştir. Yüksek kalorili, işlenmiş gıda yiyenlerde
Liften zengin, sebze meyve ve baklagilleri tüketin
Protein alımı önemlidir.
Omega 3 alımına dikkat etmeli.
Yoğurt gibi probiyotikli gıdalar tüketmeye dikkat edin.
Güneşli havalarda bir süre güneş almaya dikkat edin ve belli aralıklarla ormanlık alanlarda, parklarda, yeşil alanlarda yürüyüş yapın
Kan b12 folik asit, d vitamini, demir, çinko seviyelerini ölçtürün. Düşüklük varsa doktorunuzdan öneri isteyin. Gereksiz yere kullanmayın.
Sosyal Destek ve Dayanışma
Kişilerin, aile üyeleri, arkadaşları, iş arkadaşlarından aldığı destek, dayanışma ve sosyal ağların varlığının depresyondan koruyucu olduğu birçok çalışmada bulunmuştur.
Son yıllarda artan bireyleşme, yalnızlaşma da tam tersine depresyon yaşama olasılığını önemli düzeyde artırmaktadır.
Ekran Süresinin Azalması
Ekran süresinin azalması doğalında sosyalleşmeyi geliştirecektir. Yapılan çalışmalar son yıllrda ekranda geçirilen süre arttıkça depresyon olasılığının da arttığını göstermektedir.
Kronik Hastalıkların Düzenli takibi yaptırın.
Özellikle, Diyabet, tiroit hastalıkları nörolojik hastalıklar, kalp damar hastalıkları gibi hastalıkları olan kişilerde depresyon riski artmaktadır. Bu hastalıkların düzenli takibi ve tedavisi önemlidir.
Kaynaklar:
-
(https://www.nature.com/articles/s41380-021-01065-6?fromPaywallRec=true)
-
Socioeconomic status and depression—a systematic review
https://academic.oup.com/epirev/article-abstract/47/1/mxaf011/8196632?redirectedFrom=fulltext&login=false
-
Major depressive disorder: hypothesis, mechanism, prevention
and treatment
https://www.nature.com/articles/s41392-024-01738-y#ref-CR9
-
Depression in children and adolescents: prevalence, diagnosis, etiology, gender differences and therapeutic approaches
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17451150/
-
Association Between Physical Activity and Risk of Depression
A Systematic Review and Meta-analysis, https://jamanetwork.com/journals/jamapsychiatry/fullarticle/2790780
-
Effect of exercise for depression: systematic review and network
meta-analysis of randomised controlled trials
https://www.bmj.com/content/384/bmj-2023-075847
-
Depression and lifestyle: Focusing on nutrition, exercise, and their possible relevance to molecular mechanisms
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36992617/





